Tıp alanındaki tüm gelişmelere rağmen yaşam süresindeki artış beklenenden çok daha yavaş.
Tıp alanındaki tüm gelişmelere rağmen yaşam süresindeki artış beklenenden çok daha yavaş. Elimizdeki tüm tıp teknolojisine rağmen bu nasıl mümkün oluyor? Dünyanın saygın bilim dergilerinden PNAS‘ta yayımlanan çalışma, özellikle 1970 sonrası doğan kuşaklarda ölüm hızlarının önceki nesillere göre daha yüksek seyrettiğini gösteriyor. Bu tablonun arkasında yalnızca hastalıkların değil, modern yaşam alışkanlıklarının da bulunduğunu belirten Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, “Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük risk, tıbbın yetersizliği değil; yaşam biçimimizin sağlığımızın önüne geçmiş olmasıdır. Çocuklarımızın bizden daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması hâlâ mümkün, ancak bunun için bugünden harekete geçmeliyiz” uyarısında bulunuyor.
BİR SONRAKİ NESLİN ÖMRÜ GİTGİDE KISALIYOR MU?
Dünyanın saygın bilim dergilerinden PNAS‘ta Mart 2026’da yayımlanan kapsamlı bir araştırma, yaşam beklentisindeki artışın son yıllarda belirgin biçimde yavaşladığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, 1970 sonrası doğan kuşaklar aynı yaşlardaki önceki nesillere kıyasla daha yüksek ölüm oranlarıyla karşı karşıya. Çalışmada, ABD’de ortalama yaşam beklentisinin 2010-2019 yılları arasında yalnızca 0,26 yıl arttığı, buna karşın önceki dönemlerde her on yılda ortalama 1,78 yıllık artış sağlandığı belirtildi.
ÇOCUKLARIMIZIN BİZDEN DAHA UZUN YAŞAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORDUK AMA…
Tıp alanında yaşanan önemli gelişmelere rağmen yaşam süresindeki kazanımların giderek azaldığına işaret eden çalışmayı değerlendiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, hekimlik mesleğine başladığı günden bu yana tıp ilerledikçe insan ömrünün de uzayacağına inandığını belirterek, “Çocuklarımızın bizden, bizim de anne babalarımızdan daha uzun yaşayacağını neredeyse değişmez bir gerçek olarak görüyorduk. Ancak bugün ilk kez, bu beklentinin düşündüğümüz kadar güçlü olmayabileceğini gösteren bilimsel verilerle karşı karşıyayız” diyor.
ÖMRÜMÜZÜ KISALTAN YAŞAM ALIŞKANLIKLARIMIZ VAR
Peki tıptaki tüm gelişmelere rağmen neden bir sonra gelen neslin ömrü kısalma eğiliminde? Dr. Erkan Sarıyıldız‘a göre yanıtın önemli bir kısmı hastanelerde değil, günlük yaşam alışkanlıklarımızda saklı. Beslenme biçimimizden fiziksel aktivite düzeyimize, uyku düzenimizden kronik strese ve sosyal yaşamımıza kadar pek çok faktör, yaşam süremizi sandığımızdan çok daha fazla etkiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Erkan Sarıyıldız yaşam beklentisindeki bu yavaşlamanın üç temel alanda yoğunlaştığına dikkat çekiyor.
İşte tıptaki tüm gelişmelere rağmen ömrümüzü kısaltan 3 cephe!
• Kalp ve damar hastalıkları yeniden yükseliyor
Onlarca yıl boyunca düşüş gösteren kalp krizi ve damar tıkanıklığına bağlı ölüm oranları son yıllarda duraklasa da bazı yaş gruplarında yeniden artış eğilimine girdi. Dr. Erkan Sarıyıldız’a göre bunun en önemli nedenleri; obezite, tip 2 diyabet ve metabolik hastalıkların giderek daha genç yaşlarda görülmeye başlaması. Bir dönem daha çok ileri yaşlarda karşılaşılan bu hastalıklar, artık 40’lı yaşlarda da sıkça görülüyor.
• Kolon kanseri daha genç yaşlarda görülmeye başladı
Araştırma kapsamında özellikle beslenme alışkanlıkları ve obeziteyle yakından ilişkili olan kalın bağırsak (kolon) kanserindeki artış dikkat çekiyor. Geçmişte daha ileri yaşlarda görülen bu kanser türü, bugün 30’lu ve 40’lı yaşlardaki bireylerde de giderek daha sık tanı alıyor.
• “Umutsuzluk ölümleri” yaşam süresini kısaltan önemli etkenlerden biri
Bilim insanlarının “umutsuzluk ölümleri” olarak tanımladığı; madde ve ilaç aşırı dozları, intiharlar, cinayetler ve trafik kazaları da yaşam beklentisini olumsuz etkileyen önemli nedenler arasında yer alıyor. Özellikle kadınlarda intihar oranlarının son yıllarda hemen her yaş grubunda artış göstermesi, sorunun yalnızca fiziksel sağlıkla değil, ruh sağlığı ve toplumsal koşullarla da yakından ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
SAĞLIK BİR BİRİKİM HESABI GİBİ
Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız tüm bu nedenleri birbirinden ayrı düşünmemek gerektiğine dikkat çekiyor. “Kötü beslenme obeziteye, obezite kalbin yorulmasına yol açar; kronik stres ikisini birden ağırlaştırır” diyen Dr. Erkan Sarıyıldız bedenimizin sağlığını bir birikim hesabına benzetiyor.
Genç kuşakların bu birikim hesabını çok erken yaşta harcamaya başladığı uyarısında bulunan Dr. Erkan Sarıyıldız, “Üstelik bu yük herkese eşit dağılmıyor. Eğitim ve gelir düzeyi düştükçe kayıp büyüyor; bazı toplumlarda üniversite mezunu biriyle lise mezunu biri arasındaki ömür farkı neredeyse on yıla ulaşıyor. Bu tablo yalnızca Amerika’ya özgü değil. Gelişmiş dünyanın genelinde yaşam beklentisindeki büyüme uzun süredir yavaşlıyor. Bir zamanlar bebek ölümlerinin azalmasıyla gelen o büyük ömür kazançları artık geride kaldı ve uzmanlar, 1939’dan sonra doğan hiçbir neslin ortalama olarak yüz yaşına ulaşmasını beklemiyor” diyor.
BEKLENTİLERİ GERİYE ÇEVİRMEK MÜMKÜN!
Araştırma kapsamında dikkat çeken sonuçlardan biri de yaşam beklentisini etkileyen faktörlerin önemli bir bölümünün aslında değiştirilebilir olması. Örneğin; aşırı işlenmiş gıdaların azaltılması, düzenli fiziksel aktivite yapıyor olmak, kaliteli uyku uyumak, ruh sağlığını korumak ve güçlü sosyal ilişkileri destekleyebilmek… Tüm bu faktörler günlük yaşamda hem bireyin kendi tercihleri ile şekillenebiliyor hem de sadece yaşam kalitesini değil, yaşam süresini de doğrudan etkilediği bilimsel olarak kanıtlanmış maddelerden oluşuyor.
ÇOCUKLARIMIZIN BİZDEN DAHA UZUN VE DAHA SAĞLIKLI YAŞAMASI SEÇİMLERİMİZDE GİZLİ
Yaşam beklentisinin yalnızca tıbbın değil, nasıl yaşadığımızın da bir aynası olduğunu ifade eden Acıbadem Life Danışmanı, İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, “Sağlıklı yaşlanmak bireysel tercihlerle başlar ancak toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir konudur. Bu gidişat kaçınılmaz bir kader değil. Ne yediğimiz, nasıl hareket ettiğimiz, uykumuza, ruh sağlığımıza ve birbirimize ne kadar özen gösterdiğimiz geleceğimizi belirleyecek. Çocuklarımızın bizden daha uzun ve daha sağlıklı yaşaması hâlâ mümkün. Bunun için bu bilimsel uyarıları bugünden dikkate almamız gerekiyor” diyor.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı